Yaşamadan anlamaz insan.
“Seni şimdi anlıyorum”lu cümleler silsilesi.
- Hayatımın bu döneminin adını Koy Götüne koydum.
(Sonrası Allah Kerim)
- Olmasını istemediğim şeylerin bir kısmı başıma geldi.
(Ne yaparsan yap, başa gelen çekiliyor maalesef)
- Bilendim demiştim.
(Tolerans kapılarını kapattık)
- İşsizim.
(!)
- Teyze oldum!
(Bir süre daha küvezde kaldıktan sonra kavuşacağım yeğenime)
- “Asla”larıma bir yenisini daha ekledim.
(Tabii ki burada açıklayacak değilim)
- Sor bana pişman mıyım?
(Bir konuşsak anlayacaksın)
- Geçen gün Doğan Apartmanı’nın terasında içerken konusu açılınca -şu anda, yaptığım için utandığım ve bir daha büyük ihtimalle tekrarlamayacağım- birkaç anıdan bahsedince yeni tanıştığım kız “OHA ÇOK İYİ ANLIYORUM VE SENİ ÇOK SEVDİM” deyince içim bir hoş oldu. YAŞAYAN BİLİYO İŞTE!
(Arızalarımla sev beni)
- Nötr olmakta bir dünya markasıyım.
(En güzeli)
- Hedeflerim var.
(Hepsini yapacağım)
- Egoist kelimesinin yanlış bir nitelendirme olduğunu düşünüyorum.
(Bknz. İd, Ego, Süperego)
- Benim vicdanım senin ahlakını döver.
(Elbette)
- Değişmedim diyen yalan söyler.
(Hep aynı kalınıyorsa zaten bir bok öğrenmemişsin demektir)
- Ve son olarak.
(YAŞAMAYI SEVİYORUZ)
KIPS;)
Her yaşanmışlıkla değil, yaşanmışlıktan aldığımız dersle diğerlerinden bir adım önde sayılırız.
— Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali.
…Ve anladım ki; sırlarım ve kaçış noktalarım olmadan olmuyor.
İzlanda çünkü;
Şehirlerarası otobüslerde bedava kitap dağıtılıyor.
Sadece 320bin kişi nefes alıyor.
İşsizlik oranı %0.8
İsminin aksine yemyeşil.
Viking ırkından geliyorlar.
Ülkeyi paylaşamama diye bir olay yok, terör yok.
Polisler silah taşımıyor,ordusu yok.
10bin şelalesi var.
Bakteri yok, böcek yok, karınca yok.
Dünyanın en güzel cilt yapısına sahip insanlar izlandalılar.
1000 kişiden 850’si gazete okuyor.Okuma yazma oranı %99.
En huzurlu ülke.
Biranın yasallaştırılmasını 1 Mart’ta ülke çapında kutluyorlar.
Dışarı çöp atma diye bi kavramları yok bile.
Siyah kumları var.
Buzullar, volkanlar, kraterler, kalderalar, fiyortlar, gayzerler, uçurumlar, kaynar sular, fokurdayan çamurlar, büyük şelaleler, çavlanlar.
Biraz Patagonya,biraz Antartika,biraz Galapagos,biraz Hawai,biraz İrlanda,biraz Norveç yada bunların hepsi.
Auroraları izleyebiliyorsun.
En sert votkası absentten bile sert.
Friday Night Runtur diye cuma eğlenceleri var. Cumartesi sabahına kadar Reykjavik de dışarıda eğlenen nüfus 150bin.
Eşcinsel evlilik yasal ve ilk eşcinsel evliliği başbakanları yapmış.
230 kuş türü var.
Senede sadece 3 ay görünen nadir puffinler var mesela.
Pagan kültüründen geliyorlar.
Ciddi olarak elflere inanıyorlar.
Turistlere dağıtılan broşürlerde rahatsız etmesinler diye elflerin nerede yaşadığına dair çizilmiş alanlar var.
Bir kere Icelandic music diye birşey var:
Amiina, Seabear, Agent Fresco, Emiliana Torrini, Ragnheiður Gröndal, Sigur Rós, Slowblow, Björk, Gus Gus, Múm, Pornopop, Bang Gang, Ólafur Arnalds, Jónsi, Of Monsters & Men, Worm is Green, Sin Fang, Sóley, Rökkuró, Kira Kira, Parachutes, Lady and Bird.
İzlanda bağımsız filmleri diye bir şey de var:
Dancer in The Dark, Nói albínói, Dark Horse, 101 Reykjavik, Breaking The Waves, White Night Wedding, Eldfjall, Börn, Back Soon, The Last Winter, Country Wedding, The Juniper Tree, The Sea, The Good Heart.
Film kadar keyifli bol müzikli belgeselleri var:
Ve çünkü;
- Bundan 4 sene önce yılbaşında bir kızla tanışmıştım. İzlanda aşığıydı ve iki sene önce bir sosyal sorumluluk projesiyle gitti. Zaten bir daha da dönemedi. Bir adamla tanıştı ve evlendi, Snævarr soyadını aldı ve kırmızı çatılı bir evde yaşıyor muhtemelen.
Çünkü bence dünyanın en mutlu insanı şimdi.
(via mayhosmeyve)
Değişmen için senelere gerek yokmuş aslında. Birkaç gün bile kâfi. Aynaya da bakmana gerek yok hatta. O an karşındakine bakman kâfi.
Geçen aylarda bir arkadaşıma yolladığım e-postada şöyle bir cümle kurmuştum:
“…Dışarıdan güçlü görünmek için yapmıyorum. Buna mecburum. O yüzden güçlü görünmüşüm güçsüz görünmüşüm çok umrumda değil. Bir avuç sevdiğim insan var, onlarla iyiyim.”
Ve yazıyı şöyle bitirdim:
“…Aşırı mutlu olmaya değil sağlıklı kalmaya çabalıyorum. Hepsi bu.”
“İçine atıyon, atma”